Tuzlanmış yosun kokusu gelirken burnuna,
Adalara karşı bir günbatımındaydı gözleri…
Sarma sigarası dudaklarının arasında, kanseri ciğerlerine çekercesine çekiyordu dumanını içeri…
Oysaki elmalı nargile yanına ada çayı gibiydi hayat onun için…
Yani hayattan bıkmışlığın değil, isyankarlığın tohumları vardı içinde…
Ucundan tutuşturulmuş tütsü gibi tükenen hayatın, sandal ağacı kokusu içinde kaybediyordu kendini…
O zaten hep mutlu görünürken üzgündü,yaşam sevinci mutsuzluklarının arkasına saklanırdı…
Cennet bahçelerinde ki hurmalarda değildi gözü…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder